|
AKUT
- TRAC (*)
Türkiye'de bir "afet" demek, bilgisizliğin, şaşkınlığın ve düzensizliğin
abideleşmesi demektir.
Yangın olaylarında belki
ne yapılması gerektiğini
biraz biliyoruz.
Ama sel, heyelan, çığ, deprem,
maden kazası,
trafik...
Bunlar karşısında son derece
hazırlıksız, donanımsız, düzensiz ve bilgisiz davranıyoruz.
Adana'da yaşanan acılı depremde
de alışık olduğumuz görüntüleri bol bol izledik.
Şaşkın insanlar, çaresiz
kamu personeli, ne yapacağını bilmeyen güvenlik güçleri oradan oraya koşturan
insanlar...
Herkes bir biçimde yardım
etmek istiyor...Büyük çaba gösteriyor... Göz yaşartacak bir biçimde
özverili davranıyor. Eşsiz
cesaret örnekleri veriyor... Kendi yaşamını bile göz ardı ediyor...
Ama tüm bunların karşılığı
tam alınamıyor.
Çünkü insani duygularımız,
insanlığımız, özverimiz, bilgiyle, uzmanlıkla, akılcılıkla, düzenle, disipinle
desteklenmiyor.
Boşa akan, hatta akarken
sağına, soluna zarar veren bir çılgın ırmak gibiyiz.
Adana depreminde, alışık
olduğumuz bu görüntülerden farklı görüntüler de gördük.
Gördük ve derin sevinçlere
kapıldık.
Bir avuç genç insan...
Düzgün kıyafetler... Yeterli
donanım... Serinkanlılık... Bilgi...
Ve kuşkusuz büyük bir sorumluluk
duygusu...
Özveri... İnsan sevgisi...
Adana'da 14 kişilermiş.
Bir çoğu tatilini kesmiş
gelmiş...
Adları AKUT.
Giysilerin sırtında "AKUT;
doğadaki dostunuz" yazıyor.
İkiyüz üyeli bir dernek...
Aralarında ünlü dağcı Nasuh
Mahruki de var...
Amaçları arama ve kurtarma
eylemlerine katılarak insanlara en dar, en çaresiz anlarında yardım etmek...
AKUT, bir başka sivil toplum
kuruluşla, Türkiye Radyo Amatörleri Cemiyeti'yle (TRAC) yakın işbirliği
yapıyormuş.
Arama ve kurtarma çalışmaları
bugüne değin yalnızca kamu eliyle yürütülüyordu.
Çok da yetersiz yürütülüyordu...
İnsanlarımız çoğu zaman
serinkanlı, bilgili, cesur, güven verici ve şefkatli bir elin yardımından
yararlanamadan kendilerini çeşitli
felaketlerin sonuçlarından
korumaya çalışıyorlardı...
Çoğu zaman koruyamıyorlardı...
Elbette kamunun arama, kurtarma,
söndürme ve çeşitli yardım çalışmaları, yeniden düzenlenmeli ve çağdaşlaştırılmalıdır.
Adana'da bunun da başlangıcını
gördük. Sivil Savunma da Adana'da daha düzenli ve etkili göründü... Bu
da umut verdi...
Ama bu yükü kamunun doğrudan
kendisinin tek
başına taşımaya çalışması
için hiçbir neden yoktur.
AKUT ve TRAC gibi kuruluşlar,
özerklikleri hiç
zedelenmeden kamu tarafından
desteklenmelidir.
Türkiye toplumu genç bir
toplum. Bu, çağın
gereklerine uymada, yenilikleri
benimsemede,
teknolojik gelişmelere ayak
uydurmada ve en önemlisi öğrenmede, gelişmede ve ilerlemede toplumumuza
büyük avantajlar
getiriyor.
AKUT gibi gönüllü kuruluşlar,
benimsenir ve desteklenirse, inanıyorum ki binlerce genç arama ve kurtarma
çalışmaları için
eğitilebilir, donatılabilir
ve yetiştirilebilir.
Türkiye, en geri olduğu
bir konuda bile, hızla en ileri ülkelerin düzeyine ulaşabilir.
Çocukluk ve gençlik yıllarında
izcilik yapmıştım...
Halkevlerine çok şey öğrenmiştim...
Şimdilerde Halkevleri yok;
galiba izcilik de öldü.
Oysa bir biçimde gençlerin
enerjilerini ve yaratıcılıklarını toplumsallaştırmanın yollarını bulmamız
gerekli.
Inanıyorum ki, AKUT, TRAC
gibi gönüllü kuruluşlar bu işi en iyi biçimde yerine getirebilirler.
Bugünkü düzenimiz pek çok
konuda çatırdıyor.
En çok çatırdadığı noktalardan
biri de, gençlere kendilerini geliştirebilecekleri, birey olma bilincini
oluşturabilecekleri resmi
öğretim dışında kendilerini eğitebilecekleri, yeni bilgi ve beceri alanlarıyla
tanışabilecekleri çok az
olanak sunuyor olmamızdır.
AKUT projesi bence salt
bir arama ve kurtarma projesi değildir.
AKUT aynı zamanda bir insancıllaşma
projesidir.
AKUT gençlerin toplumla
bütünleşmesi projesidir.
AKUT bir bilgi projesidir.
AKUT aynı zamanda bir uluslaşma
projesidir de...
"AKUT", yaptıkları başka
işlerin yanında Sercan adlı bir çocuğu da büyük bir özen, serinkanlılık,
bilgi ve cesaretle kurtardı.
Kuşkusuz, bütün fedakarlıklarını
karşılayacak derin bir sevinç duydular.
Ama yüzlerce Sercanlar kurtarılmalı,
binlerce AKUT üyesi Adana'da yaşanan sevinçleri yaşamalıdırlar...
Sevinçleri... Ve insan olabilmenin
o dayanılmaz mutluluğunu...
Böyle bir sevinci ve mutluluğu
salt kamusal tekele tanımak bence büyük bir yanlışlıktır.
----------------------------------------------------------------------------
(*) Yeni Asır Gazetesi, 7
Temmuz 1998, Sayfa 9,
Aydın Güven Gürkan - İzmir
Milletvekili
(Köşe Yazısı)
*********************************************************
Not : Pek çok radyo amatörü
arkadaşımından ilgili köşe yazısının tamamının yayınlanması
konusunda telsiz, telefon
ve
e-maille rica ve dilek aldım. Bu kez köşe yazısının
tamamını aktardım. İlgilerinize
teşekkür ederim. 73, TA3J |