144 MHz Es in EU     : Status
50 MHz Es in EU       : Status
Today's MUF & Es    : Status
From MMMonVHF
Son Eklenen Albümler
  • TRAC Nazilli 29 Ekim
  • TRAC ZONGULDAK
  • TC101SO
  • TRAC Bozöyük Eğitim
  • BURSA DEPREM HAFTASI ETKİNLİĞİ
  • SİVAS DEPREM HAFTASI ETKİNLİĞİ


Etkinlik Takvimi
E-Bülten

 

        

 

 

 

17 Ağustos Depreminin 15. Yıldönümü

17 Ağustos Depremi, ülkemizde yaşanan depremlerin arasında en geniş alanı en şiddetli şekilde etkileyip en büyük hasarı veren deprem olarak tarihe geçmiştir. İnsan kaybının bu şiddete ve depremin etkilediği yörenin genişliğine rağmen ilk anda korkulan boyuta ulaşmaması bir ölçüde teselli sayılsa bile, her yitirilen insan hepimizin yüreğini yakmıştır.

17 Ağustos için “milat” deyimi sıkça kullanılmaktadır. Bu doğrudur. Yanlış ve sorumsuz yapılaşma, bilimadamlarının uyarılarını hafife alma gibi hataların nelere mal olacağı, ayrıca insanın ve insan eliyle yapılanın ne denli kırılgan olduğu ilk kez bu ölçekte ve bu denli büyük bir toplum kitlesince görülmüştür. Görülen bir başka gerçek, önceden yapılan hazırlığın önemidir.

“Milat” niteliği taşıyan en önemli husus, gönüllülüğün bu tür durumların üstesinden gelinmesi anlamında ne denli önem taşıdığının geniş kitlelerce görülmesidir. 17 Ağustos öncesinde haberleşme hizmeti konusunda TRAC, arama-kurtarma hizmeti konusunda da AKUT bünyesinde var olan, örgütlenmiş, uzmanlaşmış ve kamu idaresi ile işbirliği ilişkisi kurmuş olması nedeniyle 17 Ağustos depreminde hızla etkin hizmet verebilen gönüllü insan kaynağının esin kaynağı olması sonucunda, gönüllülük 17 Ağustos sonrası adeta “patlama yaşamıştır”. Bu “yoğunlaşma” öncelikle arama-kurtarma dalında görülmüş, bununla birlikte olayın hemen sonrasında lojistik, yardım dağıtımı ve başka konularda “doğaçlama ve spontan” şekilde oluşan gönüllülük odaklarının bir bölümü daha sonra örgütlenme aşamasına girmiştir.

Ancak bu “yoğunlaşma”, bu tür olaylar öncesi, anı ve sonrasında gerekli olan tüm hizmetleri sürdürülebilir bir şekilde sağlayacak bir gönüllü kaynağının oluşması sonucunu ilk aşamada maalesef getirememiştir. 17 Ağustos Depreminin getirdiği şok sonucunda oluşan,arama-kurtarma konusunda zahmetli eğitim süreçlerinden geçen ve oldukça yüksek maliyetli teçhizat edinen birçok oluşum bir süre sonra “sahayı terk etmek zorunda kalmıştır”. Zahmetli ve yüksek maliyetli eğitim sürecinden geçen gönüllü ve bilinçli insan kaynağının bu denli kısa bir sürede yitirilmiş olması çok üzücüdür ve üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir konu olagelmiştir.

Üzerinde durulması gereken bir başka önemli husus, gönüllü oluşumların ölçeği, başka bir deyimle “sürdürülebilirliği tehdit eden ayrışma sürecinin önlenmesi” olarak tanımlanabilir.

AFAD Başkanlığının kurularak Afet ve Acil Durum Yönetiminin tek elde toplanmasının getirdiği birçok yararlı sonuç arasında, son dönemde gönüllü katılımı konusunda yürütülen sistematik çalışmalar ön plana çıkmaktadır. 17 Ağustos 1999 sonrasındaki telaşlı ve tek yönlü yaklaşım artık terk edilmiştir.

İstanbul’da halen yürütülen pilot projede yapılan en temel çalışma, her şeyden önce gönüllülerin çalışabileceği alanların tüm ilgili kesimlerin ortak görüşüyle belirlenmiş olmasıdır. Bu çalışma, kanımca 17 Ağustos depremini takip eden sürecin en önemli miladıdır. Bu temel üzerinde yürütülen “Güvenli Yaşam Gönüllüğü” projesi ve eşzamanlı olarak yürütülen Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) çalışması bu miladın diğer önemli unsurlarıdır. Her iki çalışmanın sistematik şekilde, ayrıca “Çağrı Konferansı” veya “Delphi Metodu” gibi bilimsel yöntemlerle yürütülmesi başlı başına bir “devrim” olmuş, süreci ciddi oranda hızlandırmış, ama daha da önemlisi, paydaşlar arasındaki interaktif ilişkiyi çok güçlendirmiştir.

Hizmet Grubu gibi, 1988 yılından beri var olmakla birlikte üzerinde maalesef uzun süre durulmayıp çalıştırılmayan eşsiz, son derece akılcı ve etkin bir modelin bu projelerin ekseninde gönüllü katılımı öngörür bir şekilde özel bir vurguya kavuşturulmuş olması, bu sürecin en sevindirici ve doğru bir yönüdür.

Haberleşme Hizmet Grubuna işlerlik kazandırılması babında 17 Ağustos Depremi öncesindeki öncülüğümüz ve o tarihten beri bu hizmet grubuna verme gayretinde olduğumuz gönüllü katkı nedeniyle bu konuyu çok önemsemekteyiz.

Umudumuz, Güvenli Yaşam Gönüllüğü Projesi sürecinde tanımlanmış alanlardaki Hizmet Gruplarının gereksiz ayrışmalara yol açılmaksızın ve sürdürülebilir şekilde gönüllü insan kaynağına kavuşturulmasıdır. Gönüllülerin batı dünyasında haberleşme, itfaiye, sağlık, deniz ve içsularda arama-kurtarma, arama kurtarma, dağ arama kurtarması, geçici barınma, beslenme ve daha başka birçok konuda en önemli ve büyük hizmet kaynağını oluşturduğu gerçeği, ülkemizde yapılması gerekenlere işaret etmektedir.

Güvenli Yaşam Gönüllüğü Projesi ve TAMP ile atılan temellerin üzerine etkin bir yapıyı oluşturmayı artık herkesin görev addetmesi gerekir.

TRAC, kurumsal hafızası, 24 yıllık deneyimi, bu deneyimler temelinde oluşturduğu kurgular, sürdürmekte olduğu işbirlikleri ve ülke çapındaki örgütlenmesi ile bu sürece elinden gelen en azami katkıyı sağlayacaktır.

TRAC, Çanakkale başta olmak üzere, bazı yörelerde bu projelerin temelinde kurgulanmış pilot projelerle öncü saha çalışmaları sürdürmektedir. Geniş katılımlı Çanakkale Projesine yerel yönetimler ve 18 Mart Üniversitesi de katkıda bulunmaktadır.

Bu vesile ile AFAD Başkanlığı, İstanbul İl AFAD Müdürlüğü ve İstanbul’da yürütülen Güvenli Yaşam Gönüllüğü Projesinin danışmanı Beyaz Gemi’ye, ayrıca pilot projelerimize destek veren Çanakkale ile Kocaeli AFAD Müdürlüklerine teşekkürlerimi bildirirken, 17 Ağustos 1999 depreminde yitirdiğimiz yurttaşları Rahmetle anmak isterim.

73!

Aziz ŞASA,TA1E

TRAC Genel Başkanı


TRAC
Türkiye Radyo Amatörleri Cemiyeti
9 Nisan 1991 tarihi ve 91/1741 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile KAMU YARARINA çalışan bir dernektir.
IARU International Amateur Radio Union Member