144 MHz Es in EU     : Status
50 MHz Es in EU       : Status
Today's MUF & Es    : Status
From MMMonVHF
Son Eklenen Albümler
  • TRAC Nazilli 29 Ekim
  • TRAC ZONGULDAK
  • TC101SO
  • TRAC Bozöyük Eğitim
  • BURSA DEPREM HAFTASI ETKİNLİĞİ
  • SİVAS DEPREM HAFTASI ETKİNLİĞİ


Etkinlik Takvimi
E-Bülten

 

        

 

 

 

TA2DS - Selim CANBEKEN

      TRAC’ın emektarlarından Selim CANBEKEN aniden aramızdan ayrıldı. Daha kısa bir süre önce görüştüğüm bu dostumun ölüm haberini Pazartesi akşam saatlerinde aldığımda çok şaşırdım ve üzüldüm.


      Rahmetli Selim’in Cemiyetimize üyeliği, Cemiyetimizin kuruluşundan oldukça kısa bir süre sonrasında ve kendisi daha okul çağındayken gerçekleşti. Radyo Amatörlüğünün ülkemizde geçirdiği tüm evrelere tanık oldu. Tabiatıyla Cemiyetimizin geçirdiği aşamaların da tanığı oldu.


      İstanbul Alman Lisesinde öğrenciyken, 60’lı yılların ortasında Radyo Amatörlüğüne SWL olarak ilk adımımı attığım günlerde, Fizik öğretmenimiz Radyo Amatörüydü. 3222 sayılı yasa nedeniyle o günlerde Radyo Amatörlüğü “kapalı kapılar arkasında ve bir avuç insan tarafından” icra edilirdi. Fizik öğretmenimizin bize TRAC’dan bahsederken sürekli zikrettiği isimlerden bir tanesi de Selim Canbeken’di. Ancak Selim’le tanışma fırsatımız o dönemde hiç olmadı.


      1983 yılında bir Pazar günü 20 metre bandında “SWL Keyfi” yaşarken duyduğum Türkçe haberleşme beni çok heyecanlandırdı. Fizik öğretmenimin zikrettiği isimlerden bir diğeri olan değerli hocamız Eşref ADALI ile bir öğrencisi vasıtasıyla çok güzel bir tesadüf eseri kurduğum irtibat beni, o dönemin TRAC Başkanı değerli dost Salim ÜNÜVER’e (TA1B) ulaştırdı. Böylece yıllar sonra en nihayet TRAC ile irtibatım kurulmuş oldu.


Selim Canbeken ismini tekrar duymaktaydım, ama hala tanışamamıştım kendisiyle. Derken 3222 tarih oldu, akabinde yönetmelik yürürlüğe girdi, ilk sınavlar yapıldı, ama ismini çok duyduğum Selim CANBEKEN’le gene de tanışamadığımız bir yana, diğer “eskiler” peşpeşe Cemiyetle irtibata geçerken bu “kıdemlinin” neden TRAC ile irtibat kurmadığını merak eder olmuştum. Sonunda ciddi bir “detektiflik çalışması” sonucunda izini bulup irtibat kurduk kendisiyle. Ama sınava girme konusunda bir türlü ikna edemiyorduk onu.


Sonradan kendisi bunun nedenini izah etti. 1970 yılında Adapazarı’nda el yapımı cw verici ve “lambalı radyodan bozma” alıcı ile (TA2SC işaretiyle) yaptığı qso’lar “bazı kulaklara takılmış”, konu adliyelik olmuş, ama sonunda “tatlıya bağlanmıştı” (Beş yıl başka bir suç işlememesi koşuluyla ertelenmişti). Olayla ilgili işlem yapan Emniyet Müdürlüğü Muhabere Şubesi mensuplarının kendisinin CW operatörlüğü konusundaki hayretleri ve beğenilerini nasıl ifade ettiklerini gülerek anlatırdı.


1937 yılında yürürlüğe giren bir yasanın değiştiğine ve “eski günlerin bittiğine”, yaşamının hakim bölümünde bu yasa nedeniyle sevdiği bir aktiviteyi yapamayan, bunun ötesinde bu yasa nedeniyle başı derde girmiş birisini inandırmak kolay olmuyordu elbette.


Kendisini sonunda ikna ettik, sınava girdi, TA2DS işaretini aldı ve (deyim yerindeyse) “bantlara fırtına gibi döndü”. DXCC Honor Roll listesinin en üst suralarına gelmesi de uzun sürmedi. Çalışmadığı sadece 3 ülke kalmıştı.

Dostluk icabı, bazen ona muziplik yapmaktan da geri kalmazdık elbette. DXCC konusundaki çabalarını bildiğimden, bir gün (telefonun başında olmadığından emin olduğum bir saatte) işyeri telefonunu aradım, sesimi değiştirip telesekretere yabancı taklidi yaptım, kendimi “Al” isimli bir Gürcü Radyo Amatörü olarak tanıttım ve birkaç güne kadar Kuzey Kore’den havaya çıkacağım şeklinde mesaj bıraktım.


Kuzey Kore’de Radyo Amatörlüğü çalışması müthiş bir sansasyon, yasakçı bir rejimin buna izin vermesine kimsenin inanması mümkün değil, tüm dünya oradan birisinin havaya çıkmasını bekliyor, orası “en fazla aranan ülke listesinin 1 numarası” ! Tabii ki Selim için de “1 Numara”.


Ertesi gün beni arayıp telesekreterde bulduğu mesajı şaşkınlıkla anlattığında elbette hiç renk vermedim. Ama işin ilginç tarafı, yaklaşık bir hafta sonra “Al” isimli bir Gürcü Radyo Amatörü gerçekten Kuzey Kore’den havaya çıktı, kısa süre sonra da Selim onunla qso yaptı. Buna ben de onun kadar şaşırdım elbette. Sonra telesekreter mesajını benim bıraktığımı kendisine anlattığımda çok güldü.


TA1ITU çalışmasında onunla müşterek mesaimiz çok yoğundu. TRAC’ın ITU ile bağlantılı bu ilk çalışmasında onu istasyondan ayırmak neredeyse imkansızdı, kendini o çalışmaya o denli vermişti. İstasyonu ziyaret eden yabancı radyo amatörlerinin çoğu onun dostuydu. “Uluslararası DX üstatları camiasından” çok sayıda dostu vardı.


İmkan buldukça HAM RADIO ve Dayton Hamvention etkinliklerine katılır, dünyanın yer yerindeki dostlarıyla orada karşılıklı sohbet imkanı bulurdu. Elbette böyle durumlarda meşhur kamerasını “coşturur”, birçok resim çekerdi. Biz de, muziplik eksik olmayacak elbette, kendisine “Hanedan Fotoğrafçısı” diye takılmadan edemezdik.


HAM RADIO etkinliğindeki birçok TRAC çalışmasına etkin katkısı oldu. 2013 yılındaki TRAC katılımının başarısı onu çok memnun etti.


TC75TB, TC4JAM ve birçok başka özel çalışmaya büyük katkısı oldu. Tabii ki 160 metre dipolunu asacağı yer bulamamaktan hep yakınır, maazallah herhangi bir antende en ufak bir şekil bozukluğu olursa küplere biner, o şekil bozukluğunu giderinceye dek rahat etmezdi. Bu nedenle ona “şakul profesörü” diye takılırdım hep. Özel çalışmalara özellikle gençlerden katılım ne kadar yüksek olursa, kendisi o kadar da mutlu olurdu. Hatta böyle durumlarda “şakul profesörü damarını” bile unuturdu bazen.


17 Ağustos 1999 sabahı, depremden sonra onu almadan İzmit’e gittiğimden dolayı bana kızdı. Ama ne yapıp ne edip benden birkaç saat sonra o da geldi oraya. Deprem sonrasındaki Mobil ve portatif görevlerin hepsinde yanımdaydı. 10 gün boyunca bölgede gitmediğimiz yer kalmadı onunla.


Mükemmeliyetçiliğinin tezahürü gereği Cemiyetle ilgili eleştirileri de olur, bunları bana hatırlatmak üzere meşhur “kareli kağıt defterine” yazardı. Ben de her karşılaştığımızda ona “kareli kağıtlar ne zaman çıkacak” diye takıldığımda “dur bakalım, bugün iyi günümdeyim, daha sonra konuşuruz” der ve gülerdi.


30 yaşındaki telsiziyle dünyanın her yerine ulaştı, Radyo Amatörlüğünü en mükemmel şekliyle yaptı ve Radyo Amatörlüğü konusundaki tutkusunu hep gençlere “bulaştırma” gayretinde oldu. Bunda da başarılı oldu.


Çok iyi bir insan, çok değerli bir dostumuz, bir “orijinal” ebediyete intikal etti.

Allah Rahmet Eylesin. Mekanı Cennet olsun.

Başımız Sağolsun.

Aziz ŞASA,TA1E

TRAC Genel Başkanı

 

----

 

 

1969 yılının ortalarına doğru TRAC a üye olmuştum , o tarihlerde Amatör telsizcilik yapmak mümkün olmasa da bazı meraklıların havaya çıktıklarını duyuyorduk.

 

O tarihlerde Teşvikiyedeki TRAC binasına hafta sonları gittiğimde bir gazete kupürünü ilan tahtasında asılmış görürdüm. Gazete parçasında ayakta hakim karşısında duran kişi (TA2SC) TA2DS Selim Canbeken idi.


O tarihte Türkiyede telsizle qso yapan Beş on kişiden biriydi ve Adapazarındaki evinden 
yarışmalara katılır günlerce evinden çıkmadan ,deli gibi qso yapardı . Bu çalışmaları esnasında yakındaki bir resmi kurumun telsizine karıştırma yapınca gözaltına alınıp mahkemelik olmuştu.

 

Selim’i ilk kez bu haberle gıyabında tanımıştım, daha sonraları İstanbul’a yerleşti, Telsiz kullanmamak için kendisini zor tutuyordu, tekrar asayişle başı derde girerse ilk mahkumiyeti ile birlikte ceza çekmek zorunda kalabilirdi.


  1975 - 76 yıllarıydı; bir alıcı yapmış havayı sadece dinliyor ama TX yapamıyordu.

O yıllarda yine istanbulda  havaya çıkanların sayısı artmış, hafta sonları 14.310 MHz de  bir çok TA bir araya gelip qso yaparken o sadece dinliyordu.

 

Evi (TA2QR ) işaretiyle çalışan Engin Ertekin’e yakındı , Engin ne zaman havaya çıksa onu alıcısından duyar hemen  Engine giderdi ve oradan havaya çıkardı .


      Zaten Enginin sesi kesilince diğer istasyonlar Selimin kapıyı çaldığını anlardık. Amatör Telsizciliğin uluslararası boyutuyla ilgili ve bu konuda çok bilgili bir arkadaşımızdı.


        Dünyada çok tanıyanı vardı ve qso  yaptığım eski amatörlerden Selim’e de selam 73 diyen çok kişi oluyordu. Çok QSO yapardı ve çok QSL kartı gönderirdi, sanırım dünyada TA olarak en çok QSL göndermiş bir kaç kişiden biri odur.

 

Ruhun şadolsun, Nur içinde ol Selim.

 

TA1D, Kadri Mehmet Başak

 

       

TA2DS  Selim Canbeken ile tanışmam :

      1980 lerde Radyo  Amatörlügü  kanunu çıkmadan önce  TA2BD Halil İbrahim  Akkaya onu bana tanıştırmıştı.  Kadiköy’ de bir iş hanının en üst katınde elektronik  imalat, tamir  işleri ile uğrasiyordu. Orada dikkatimi çeken şey , masa üstünde   bir  parça bezin altında gizli  bir maniple olduğuydu!


Sonradan gördüm ki  maniple  o kadar elektronik ekipmanlar icinde saklı bir  HF cihaza bağlı, anten kablosu da   soba borusu deliğinden gizlice geliyor, HF cihazın görunmesi ve tanınması da mümkün değil,  hersey saklıydı;  o atölyesinde  müşteri  olmadığı zamanlarda  maniple ile sınırlı da olsa QSO yapıyor  Radyo Amatörlügü Kanununun çıkacagı  günleri bekliyordu.


1970   yıllarda Adapazarındaki  baba evinde   radyo alıcı vericisi yaptı diye mahkemeye bile düştüğünü söylemisti . “Nasıl oldu?”  dediğimde , kit cihazın   “ malzemelerinin   posta ile bir kaç seferde Amerika’dan bir tanıdık radyo amatörü arkadaşın gönderdiğini, cihazı  tamamladıktan sonra büyük  bir hevesle  çalışmaya başladığını” söylemiş,  fakat sikayet üzerine mahkeme karşısına çıktığını, cihazına da el konulduğunu anlatmıştı . Hakim, aynı suçu bir daha  işlediğinde ciddi bir şekilde  hapse girecegi  söylemiş ona. Radyo Amatorlüğü hayatına  ağır bir darbe ile başlamıştı,  ama gelecek yıllar onun yıldızın parlayacağı günler olacaktı


Selim Canbeken ,  engin  Radyo Amatörlügü  tecrübesi ile tam anlamıyla bir duayendi  , huysuzdu, deli derlerdi,  inatçıydı , ama her konuda farklı bakış  açısı ve cözümleri  ile mükemmeliyetçi , kararlı , tutarlı, düzgün bir insandı ,  her konuda   bir çözüm yolu bulurdu.


Dünyanın neresinde bir aktivite var, hangi tarihte kim çalışır ,nasıl ulaşılır, bunların tümünü  bilirdi , Radyo amatörlerini  isim ve çağrı işareti  ile tanır, bilirdi

2000 lı yıllarda Almanya   Frederichshafen da yapılan  HAM RADIO fuarı ve festivaline  beraber gitmiştik. Festivale gideceğini dünyaya önceden havadan  bildirmiş, arkadaşlarıyla  randevulaşmışlardı.
Yabancı radyo amatörleri onunla tanışmak için ararlar Türk standına gelip bizzat sorarlardı .
Şapkasındaki  TA2DS yazısını  gören yabancı Amatörler de    “SELİM SELİM” diye ismen  hitap ederler,  kucaklasırlar ve havadaki arkadaslıkları  karada  pekişirdi.

 

Ülke standlarında  merhaba demesi  ile baslayan sohbeler  bitmek bilmezdi  , gece yarilarina kadar sürer kimse onu bırakmazdı  , güleryüzü  ve akıcı net  İngilizcesi  ile devam eden konuşmalar  saatler sürer , bıkmadan usanmadan Radyo Amatörlügü   konuşurlardı Amerika ve Almanyadaki  Radyo Amatörlerinin buluştugu  festivallere mümkün olduğunca giderdi.

Dünya capında , havada ve karada, Türkiye  Radyo Amatorlügününün tanıtımında   büyük katkıları olmuştur.

 
2012 yılında TRAC Kadıköy  Şubesinde katıldığımız bir yarismada  aramızdaydı . Anten kurulumunda baluna ihtiyacımız oldu , hic düsünmeden cantasindan posete sarılı balunu cıkardı, “alın takın” dedi.
Balun antene takıldı 2 gün gece gündüz yarışma  devam etti , Pazar gecesi 2300 civarı yarisma bittiginde herkes bir an önce eve gidip dinlenmek istiyordu , haydi gidiyoruz derken o , ” balunumu sökün verin yoksa ben bir yere gitmiyorum “ diye tutturdu, neyseki  gecenin o saati yağmurda  malum  yorgunluk haliyle  TA1BJ  Tahir  Songelen kuleye tırmandı ,  balunu söküp ona verdi de ondan sonra evlere gidebildik.  


Allah Rahmet eylesin

Can KARAKURUM, TA2AL

TRAC
Türkiye Radyo Amatörleri Cemiyeti
9 Nisan 1991 tarihi ve 91/1741 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile KAMU YARARINA çalışan bir dernektir.
IARU International Amateur Radio Union Member